Bozkırdan geldiniz.
Ormanlardan geldiniz.
Gecekondulardan...
Kenar mahallelerden, varoşlardan...
Sokaklardan,çamurlu yollardan.
İtilmiştiniz, kakılmıştınız, eziktiniz.
Salama, sosise, sucuğa, muza hasrettiniz.
Koltuğa, halıya, porselen tabağa, cam bardağa gıpta ile bakıyordunuz...
Siz böyle umutsuzca yalanırken, iyi saatte olsunlar, sizi gözetliyor, sosyolojik ve psikolojik ruh haritanızı çiziyordu.
Zaaflarınızı keşfediyordu bir bir.
Bir de "câhilleştirme sürecinden geçirildiğinizde" iyi saatte olsunların hizmetine amâde hale dönüştürülmeniz çok kolay olacaktı.
Siz, gecekondu paryaları ve kenar mahalle sâkinleri, geleneksellikten kopamadığınız için soslanmış din algısıyla istenilen kıvama getirilebilirdiniz.
Size ahlâktan uzaklaştırılmış din algısı gerekiyordu.
Kıllar ve tırnaklar nasıl kesilir, istinca ve istibra nasıl yapılır, mucamaattan sonra nasıl çimilir, sizden olmayan biri ne şekilde aforoz edilir, işaret edilen din düşmanları ne şekilde " kubur farelerine denk bir muameleye tâbi tutulur"- ki bu ifade beygir yarıştırmacısı şaire aittir- , dünyalık elde etmede hile-i şer'iyye nasıl uygulanır? gibi öncüllerle câhilleştirilme sürecinden geçirildiniz.
Daha sonra sizi çimentoya, demire, betona, zifte, plastik doğramaya,naylona, poşete, "ışıldak, zırıldak ve fırıldaklara" âşık ettiler.
İşlem tamamlanmıştı.
Ucuzundan bütün bu emtiaya sahip olundunuz.
Şimdi elbette "ey bize bu günlerimizi sağlayan ulu efendimiz, sen ne bulunmaz Hint kumaşısın" diye höykürmeniz yerindedir.
Artık, bir öküzü iştahla yiyebilirsiniz.
Oduncu gömleği giyebilirsiniz.
Hazların etrafında çöreklenebilirsiniz.
Bana gâvur diyebilirsiniz.
Maarif nâzırı olabilirsiniz.
Anlamazsınız, anlamanız da gerekmiyor da ben ukalâlık etmiş olayım yine de:
İbn Selâme kalesindeki adam, burçlardan güneşin batışını seyrederken Endülüs'ün geleceğini çok iyi görmüştü.
Derler ki bu adam İbn Haldun'dur.
Ancak, şairin dediği gibi "gülelim, oynayalım,kâm alalım dünyadan".
Ve Yahya Kemal'i de hatırlayıp, haz şehrâyinlerine garkolunuz sayın dini bütünler...
"Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...
Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir.
....
Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.
Alnında halka halkadır aşüfte kâkülü,
Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü...
Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir".