"Akçaabat'ın Şehircilik Paradoksu: Makyaj Projelerle Büyüyen Kısır Döngü ve Yapısal Çöküş" başlıklı açıklamasında Eyüpoğlu, ilçenin uzun yıllardır "vitrin belediyeciliği" anlayışıyla yönetildiğini ileri sürdü. Belediyenin temsil giderlerinin her geçen yıl arttığını belirten Eyüpoğlu, özellikle altyapı, doğalgaz, ulaşım, çevre ve şehir planlaması alanlarında ciddi eksiklikler bulunduğunu ifade etti.

Eyüpoğlu'nun açıklamaları şu şeklide;

Akçaabat Belediyesi’nin bugüne kadar hayata geçirdiği projeleri ve ilçeye yapılan yatırımları şehir planlaması ekseninde derinlemesine inceledik. Çıkardığımız eksikleri ve bu gidişata karşı sunduğumuz çözüm önerilerimizi kıymetli hemşerilerimizin bilgisine sunuyoruz.

Trabzon’un en dinamik, kültürel kodları en güçlü ve coğrafi olarak en stratejik ilçesi olan Akçaabat; ne yazık ki uzun süredir "günü kurtaran vitrin belediyeciliği" ve parsel bazlı imar rantı politikalarıyla yönetilmektedir. Akçaabat için her çakılan bir çivi elbette bizler için önemlidir; ancak mevcut iktidar partisinin ilçe yönetimi ve belediye anlayışı halkın gerçek ihtiyaçlarına odaklanmamıştır. Özellikle belediyenin temsil giderlerinin katlanarak artması bu manada oldukça manidardır.

Büyükşehir olmamız hasebiyle şehrin iç kesimlerinde eskiden aktif olan belde belediyeleri bugün mahalle statüsüne bürünmüştür. Peki, vatandaşlarımız bu yeni düzen ile ne elde etmiştir? Doğalgazı olmayan, altyapı sorunlarıyla boğuşan, imar açmazlarıyla ezilen ve yetersiz belediyecilik hizmetleriyle baş başa kalan hemşerilerimizin hangi yarasına merhem olunmuştur? Her açılışta resim çektirmek için birbiriyle yarışan bu anlayışın ilçemize kazandırdıklarına baktığımızda, estetik açıdan hep palyatif çözümler görüyoruz. Oysa kalıcı eser bırakmak bütüncül bir şehir planını zorunlu kılar. Bu plan; denizdeki azalan balıktan kaybolan türlere, dağdaki ekosisteme kadar uzanan bir zihniyetin ürünü olmalıdır ve bunun yolu yerel yönetimlerin olmazsa olmazıdır.

YAYLACIK ORTAOKULU'NDA DEHŞET: SINIFI BASIP YUMRUKLADI, YÜZÜNE 25 DİKİŞ ATILDI!
YAYLACIK ORTAOKULU'NDA DEHŞET: SINIFI BASIP YUMRUKLADI, YÜZÜNE 25 DİKİŞ ATILDI!
İçeriği Görüntüle

Şehir Planı Nerede? Plansızlığın ve Vizyonsuzluğun Anatomisi
Bugün övünerek anlatılan ve devlet imkanlarıyla yapılan projeleri sanki kendi lütuflarıymış gibi sunanlar, acaba Akçaabat’ın resmi ve bütüncül bir şehir planında bu yatırımların yerini açıklayabilir mi? Göreve geldiği günden bu yana mevcut belediye başkanı Osman Nuri Ekim, ki kendisi bir mühendistir; mühendisliğini hiç konuşturamamış, bir mühendis gibi değil adeta bir müteahhit gibi hareket etmiştir. Siyasette bunca zaman geçirmesine rağmen kentin geleceğini kucaklayan bir şehir planını bugüne kadar ortaya koymamıştır. Daha da vahimi, hazırlanan ve devlet imkanlarıyla hayata geçirilen projelerin tanıtım kitapçıklarının kapak fotoğrafına yalnızca kendi resmini koymuş ve emek verenleri adeta yok saymıştır.

Elbette yapılan her fiziki çalışma kendi bağlamında bir hizmettir; ancak bir plan dahilinde yapılmayan ve ortak akıldan kopuk hiçbir yatırımın şehircilikte karşılığı yoktur. Soru şudur: Yapılan bu çalışmalar, Akçaabat’ın ve gerçek bir şehir planlamasının tam neresindedir? Şehri nereye, ne kadar, ne şekilde büyüteceksiniz? Hangi bilimsel verilere, hangi nüfus projeksiyonlarına dayanan düzenli bir çalışma bugüne kadar yapıldı? Planı olmayan bir kentin bugünü de yarını da sadece günü kurtarmaktan ibarettir.

1. Yerel Yönetimin Şehircilik Karnesi: Altyapı, Doğalgaz ve Güvenlik Açmazı
Mevcut Durum: Suya sabuna dokunmayan ama temsil giderlerini her yıl katlanarak artıran yerel yönetim; yağmur yağdığında sulara teslim olan sokakları, doğalgazı olmayan Şinik, Doğanköy ve Derecik vadisini görmemektedir.

Planlama Analizi: Adacık Mahallemiz doğalgaza ne zaman kavuşacaktır? Bu durum, en temel ısınma ve barınma ihtiyacı olarak görülmüyor mu? Sürekli kesilen elektriklerin vatandaşlara yansıyan olumsuzluğu neden görmezden gelinmektedir? Eğer bu şehir bir büyükşehir ise, tüm mahalleler merkezdeki imkanlardan neden yararlanamamaktadır? Eski binaların fazlalığı ortadayken olası bir deprem anında bu yapıların akıbetinin ne olacağı sorusu hangi yetkilinin gündemindedir?

Sokak Sağlıklaştırma Faciası: Sokak sağlıklaştırması yapılırken bunlar göz önüne alınmış mıdır? Yağmur yağdığında yeni döşenen kaldırım taşlarının sabun gibi kayması hangi akla hizmet etmektedir? Özellikle Orta Mahalle ve çarşı merkezinde yağmurlu havalarda vatandaşlarımız spor ayakkabıyla yürümekte dahi büyük sorun yaşamaktadır. Yağmur sularının sokaklardan dere gibi akması ve derelere usulüne uygun aktarılamaması büyük bir altyapı skandalıdır.

2. Ulaşım Çıkmazı: Plansız Güzergahlar, Güney Çevre Yolu ve Pulathane Bulvarı Hatası
Mevcut Durum: Güney Çevre Yolu ve Pulathane Bulvarı fiilen yapılmaktadır ancak bu devasa ulaşım hamleleri, kentin bütüncül bir nazım imar planına, kılcal damar sirkülasyonuna ve gelecekteki nüfus projeksiyonuna entegre edilmeden ilerlemektedir. Pulathane Bulvarı kentin ana arterlerindeki araç yükünü planlı bir şekilde eritmek yerine, dokuya uyumsuz ve kontrolsüz kavşaklar yüzünden yeni kilitlenme noktaları üretmektedir.

Planlama Analizi: Bu büyük yatırımlar, kentin iç ulaşım kılcal damarlarıyla ve toplu taşıma akslarıyla uyumlu bir master plana dayanmamaktadır. Plansız yürütülen bu güzergahlar, çevresindeki arazilerde rant odaklı dikey yapılaşmayı ve spekülatif arsa fiyat artışlarını tetiklemekte, kenti rayından çıkaran yeni betonlaşma koridorları yaratmaktadır. Karadeniz Sahil Yolu ise Akçaabat'ı denizden ayıran aşılmaz bir duvar gibi durmaya devam etmektedir.

3. Tarımsal ve Ekonomik Çöküş: Üretimden Kopan, Göçe Zorlanan Bir İlçe
Mevcut Durum: Eskiden sebze ve meyvesiyle, tereyağı ve minzisiyle çevre illerden gelen tüccarların ve vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılayan Akçaabat; ne yazık ki 25 yıldır AK Parti idaresi altında tükenme noktasına getirilmiştir.

Planlama Analizi: Akçaabat'a istihdam yaratma vizyonundan yoksun, kırsalı bitiren ve köylerimizi şehre göç etmeye zorlayan bu yönetim anlayışı; işlenebilir tarım arazilerinin plansız bir şekilde tek tipleştirilerek fındıklık bahçelerine çevrilmesine seyirci kalmıştır. İlçede katma değerli üretim tesisleri planlanmamıştır. "Köfte ve turizm" kenti kimliğine sıkıştırılan Akçaabat, yılın sadece 3-4 ayı hareketli olan, geri kalanında ise derin bir ekonomik sessizliğe bürünen kısır bir döngüye mahkum edilmiştir. Üniversiteyi bitiren gençlerimiz de ilçede kendilerine yarın vadeden bir alan bulamadıkları için göç etmek zorunda kalmaktadır.

4. Kıyı Ekosisteminin Katli, Sera Gölü ve Uçarsu Çıkmazı
Mevcut Durum: Sahil boyunca yapılan dolgu alanları, yürüyüş yolları ve rekreasyon projeleri halka "yeşil alan" olarak sunulmaktadır.

Planlama Analizi: Sahillerde yapılan dolgu alanları hangi şehir planına göre yapılmaktadır? Şehircilikte doğanın dengesini yok ederek yapılan dolgular hizmet değil, ekolojik bir suçtur. Derelerden akan kanalizasyon sorununu bile çözemeyenler, eskiden derelerinde balık kaynayan bu şehirde halkı balığı denizde arar hale getirmiştir. Ne denizde koruyucu bir çalışma yapma vizyonları vardır ne de derelerimizde balıkların yeniden yetişeceği ekolojik bir akla sahiplerdir.

Akçaabat’ın en büyük doğa mirası olan Sera Gölü, heyelan riskleri ve etrafına yapılan estetikten yoksun beton yapılarla nefes alamaz hale gelmiştir. Göreve geldiği günden bugüne "Uçarsu Şelalesi'ni turizme kazandıracağız" söylemlerini dillerinden düşürmeyenler, 8 yıldır belediye başkanlığı yapan Osman Nuri Ekim döneminde buraya tek bir çivi dahi çakmamıştır. Sürekli yinelenen bu boş söylemlerle Derecik vadimize hayal satmaya devam edilmektedir.

5. Yaylalar, Endemik Bitki Örtüsü ve Maden Tehdidi
Mevcut Durum: Hıdırnebi ve Sera yaylaları başta olmak üzere bölgenin yüksek kesimleri, betonlaşma, kaçak ve ruhsatsız yapılaşma baskısı ve maden arama ruhsatlarıyla karşı karşıyadır.

Planlama Analizi: Yerel yönetimlerin denetimsizliğine göz yumduğu yaylalar, rant odaklı beton evlerin dikildiği birer "sayfiye köyüne" dönüştürülmektedir. Karadeniz’in eşsiz endemik bitki örtüsü ve biyolojik çeşitliliği; ormansızlaşma, kontrolsüz otlatma ve doğa tahribatları nedeniyle yok olma tehlikesiyle baş başadır. Bölgenin dağlarında ve yayla çeperlerinde ruhsatlandırılan maden arama sahaları, su kaynaklarımızı ve meralarımızı doğrudan tehdit etmektedir.

6. Tarihi ve Kültürel Mirasın Yok Oluşu: Tarihi Çeşmeler ve Eski Evler
Mevcut Durum: Akçaabat’ın mimari ruhunu temsil eden Ortamahalle turistik cazibe merkezi yapılmaya çalışılırken, mahallelerimizin asıl hafızası olan tarihi ve kültürel değerlerimiz kaderine terk edilmiştir.

Planlama Analizi: Tarihi çeşmelerimiz ve mahallelerimizdeki karakteristik eski evlerimiz birer birer yok olmaktadır. Ortamahalle ise yerel halkın yaşayabildiği canlı bir mahalle olmaktan çıkarılıp kafeler sokağına kurban edilmektedir. Özgün dokunun etrafındaki çeper yapılaşma kontrol altına alınmadığı için, tarihi yapılar betondan ucube binaların arasında sıkışıp kalmıştır.

Akçaabat İçin Alternatif Kurtuluş Reçetesi: Ekolojik ve Bütüncül Master Plan
Boy boy reklamlar, afişler, rengarenk kitapçıklar ve açılışlarda verilen pozlarla sanki dağ taş aşılmış gibi bir algı yaratılmaktadır. Devletin yapması gereken asli yatırımlar bile büyük bir lütuf gibi sunulmaktadır. Biz projeler yapılmasın, hizmet gelmesin asla demiyoruz; ancak bir şehrin planı; 50 yıllık, 100 yıllık artacak nüfus, araç sayısı ve yeni iş imkanları gibi doğru bir hesaplama ile yapılmazsa ne devletin ne de milletimizin kaynakları heba olmaktan kurtulamaz.

Akçaabat'ı düzlüğe çıkaracak acil reçete şunlardır:

Rant Odaklı Parsel Planlamasından Vazgeçilmesi: İmar tadilatları derhal durdurulmalı; kentin geleceğini güvence altına alacak, bilimsel verilere dayanan şeffaf ve bütüncül bir Nazım İmar Planı hazırlanmalıdır.

Akıllı Ulaşım ve Raylı Sistem Entegrasyonu: Güney Çevre Yolu ve Pulathane Bulvarı; spekülatif rant alanları yaratmak yerine, kentin ana omurgasını rahatlatan akıllı kavşaklar, çeper otoparklar ve toplu taşıma entegrasyonuyla yeniden planlanmalıdır. Sahil ile kent merkezi yaya dostu köprülerle buluşturulmalıdır.

Üreten ve İstihdam Yaratan Kent Modeli: "Köfte ve turizm" sarmalından çıkılarak; tarımsal üretim, kooperatifçilik, yerel ürünlerin yeniden canlandırılması ve gençlerin göç etmesini önleyecek katma değerli ekonomik alanlar tesis edilmelidir.

Ekolojik Kalkan ve Doğal Yaşamın Korunması: Sera Gölü ve Uçarsu Şelalesi başta olmak üzere tüm doğal değerlerimiz betonlaşmadan arındırılmalı, yaylalarımız kesin koruma altına alınarak derelerimizdeki kanalizasyon kirliliği acilen sonlandırılmalıdır.

Yerel Kültür ve Tarih Odaklı Kentsel Dönüşüm: Ortamahalle, tarihi çeşmelerimiz ve mahallelerimizdeki eski evler koruma altına alınarak tarihi doku yaşatılmalı, şehrin tüm mahalleleri altyapı ve doğalgazla eksiksiz buluşturulmalıdır.

Sonuç olarak; Akçaabat’ın geleceği betona, ranta, boy boy fotoğraflara ve günü kurtaran makyaj projelere değil; akla, bilime, ekolojiye ve bu şehrin gerçek sahiplerinin iradesine teslim edilmelidir.